
Bütün biyolojik hücreler hücre çekirdeğindeki DNA moleküllerinde kodlu şekilde bulunan program tarafından yönlendirilirler... Bütün kimyasal metabolizma kod tarafından önceden programlanmıştır... Bu tür bir sistemi teorik olarak anlatabilmek için gerekli olan, çok uzun açıklamalardan kaçınmak için, genetik kod sisteminin ana özelliklerini birkaç benzetme ile anlatacağız. Uluslararası olarak kabul gören acil yardım çağrısı "SOS"tir. Bu çağrı şifrelenmiş halde bilgi içerir ve aynı zamanda …- - -… (üç nokta, üç çizgi, üç nokta) olarak da gösterilebilir. Burada noktalar ve çizgiler Mors alfabesinin iki harfini temsil eder. Alfabemizdeki "S" harfi "…" ile, "O" harfi ise "- - -" ile gösterilir. Mors alfabesini çeşitli yöntemler kullanarak saklayabilir ya da iletebiliriz. Örneğin bu harfler bir kağıt üzerine yazılabilir, şekerle doğum günü pastası üzerine çizilebilir, ya da bir uçak duman kullanarak gökyüzüne aynı harfleri yazabilir... Verilen mesaj ve bilgi aynı kalır, hangi ortamda iletilirse iletilsin içerik "SOS" şeklindedir. Mors şifresindeki noktalar ve çizgiler, hatta bir ip üzerinde düğümlerle gösterilebilir. Çizgi büyük bir düğümle, nokta da daha küçük bir düğümle gösterilebilir. Bu durumda Mors şifresiyle yazılmış mesajın iletilmesi için kağıt zemine ihtiyaç duyulmaz. Bir ip bile bunun için yeterlidir. Buna benzer bir sistem kullanılarak, tek ve çift düğümler içeren bir ip kullanılarak Goethe'nin "Faust" eseri yazılabilir. . A. E. Wilder-Smith, The Natural Sciences: Know Nothing of Evolution, T. W. F. T. Publishers, ABD, ss. 78-79
DNA molekülünde, atomların kendine has dizilimi, maksimum şifreyi, minimum alanda taşıyabilecek üstün bir yaratılışa sahiptir.
Yukarıdaki alıntıda da ifade edildiği gibi, bilginin içeriği aktarılış şeklinden bağımsızdır. Dolayısıyla sadece DNA'daki bazların sıralaması değil, DNA'nın içerdiği kodlu bilgi, mesaj da dikkat çekicidir. Bilim yazarı Richard Milton DNA'daki mesajın kodlanmasındaki hassas düzene şöyle dikkat çekmektedir:
... Bir programdaki bütün talimatlar, hem bilgisayarın donanımında ani etkiler yapması hem de programın diğer bölümlerini etkilemesi bakımından programcı tarafından çok dikkatlice düşünülmelidir. Programcının talimatları yazmak için kullandığı harfler ve rakamlar, program lisanının dil yapısına ve kelimelerine göre mutlak kesinlikte yazılmalıdır ki, bilgisayar sistemi fonksiyon görebilsin. En önemsiz bir hata bile, bütünü etkileyen bir bozukluğa sebep olabilir. Örneğin 1977'de NASA'nın Cape Canaveral'den bir uyduyu havaya fırlatması araç havalandıktan kısa bir süre sonra faciayla sonuçlandı.
NASA mühendislerinin daha sonra yaptıkları araştırmada, kazaya bilgisayarın rehber sistemindeki bir yanlışlığın sebep olduğu ortaya çıktı -rehber programda basit bir virgül unutulmuştu-. En basit lisanla -örneğin basic- en basit bir bilgisayar işlemini programlamak isteyen biri, problemi anlayacaktır. Söz diziliminde en ufak bir hata yaparsanız, bir harfi atlarsanız, bir noktayı ya da boşluğu bile, program işlemez. Aynı şekilde her bir nükleotid kesinlikle doğru düzende yazılmalıdır ve dölün varlığını sürdürebilmesi için DNA molekülünde kesinlikle doğru yerde olmalıdır. İnsanlardaki, hayvanlardaki ve bitkilerdeki temel fonksiyonel bozukluklar da tek bir DNA molekülünün veya bu moleküldeki tek bir nükleotidin kaybı ya da yer değiştirmesiyle olur. Richard Milton, Shattering the Myths of Darwinism, Park Street Press Rochester, ABD, 1992, s. 170
Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nden bilgi teorisi ve resmi diller konusunda uzman Prof. Murray Eden, "Var olan hiçbir resmi dil, cümleleri ifade eden sembol diziliminde, rastgele değişimleri tolere edemez. Anlam hemen her zaman bozulur. Herhangi bir değişim, sentaks [cümle bilgisi] olarak kurallara uygun olmalıdır." diyerek, bir dilin sembolleri rastgele karıştırıldığında anlamın daima bozulacağını ifade etmektedir. Ardından da bu kuralın genetik bilgiyi oluşturan DNA dili için de geçerli olduğunu dile getirmektedir.

Genetik bilginin ise, insan hayatını doğrudan ilgilendirdiği için hiçbir değişikliğe uğramaması gerekir. Ancak bu derece önemli bir bilgi hazinesinin hücre içinde saklı olduğunu bilim adamları ancak elli yıl kadar önce fark etmişlerdir. Halbuki insan ilk yaratıldığından beri bu değerli bilgi, çekirdeğin içinde koruma altındadır ve özel bir şifre ile şifrelenmiştir. Bu molekülle ilgili her detay Allah'ın üstün yaratmasının örnekleriyle doludur. DNA bizlere şu soruların cevabını düşündürmelidir:
- Mükemmel bir beden inşa edecek bilgiye kim sahiptir?
- Bilgiyi canlı bir doku içinde kim saklamaktadır?
- Bu kadar kapsamlı bilgiyi, küçücük bir mekana kim, nasıl sığdırmaktadır?
- Bu bilginin önemli olduğunu bilip, kim koruma altına almıştır?
- Bilgiyi kim şifrelemektedir ve bunun tercümesini kim yapmaktadır?
- Bilginin deşifresi sırasında eksikliğe, bozulmaya uğramaması için kim tedbir almaktadır?
- Bilginin diğer nesillere aktarılması ve bunun için nasıl bir yöntem izlenmesi gerektiğini kim bilmektedir?
- Dokular yenilendikçe ve hücreler bölünerek çoğaldıkça, bu bilgiyi yeni hücrelere kim, nasıl kopyalamaktadır?