Bu noktada materyalizmin iddiasını düşünelim: Acaba DNA'daki bilgi, materyalistlerin iddia ettiği gibi, maddeye indirgenebilir mi? Ya da bir başka deyişle, DNA'nın sadece bir madde yığını olduğu ve içerdiği bilginin de maddenin rastgele etkileşimleri ile ortaya çıktığı kabul edilebilir mi?
20. yüzyılda yapılan bütün bilimsel araştırmalar, deney sonuçları ve gözlemler, bu soruya kesinlikle "hayır" cevabı verilmesi gerektiğini göstermektedir. Çünkü hayat kesinlikle sadece maddeden ibaret değildir. Önde gelen bilgi teorisyeni ve biyofizikçi Hubert Yockey, "Tüm mesajlar gibi yaşamın mesajı (genetik kod) da madde-dışıdır, ama bit ve baytlar halinde ölçülebilen bilgi içeriğine sahiptir."( Hubert Yockey, "Information in Bits and Bytes", BioEssays, 1995, cilt 17, s. 85) derken, bilim adamı Dean Overman bu konuda şunları söylemektedir:
Genetik kodun içerdiği bilgi, tüm bilgi veya mesajlarda olduğu gibi, maddeden yapılmış değildir. Anlam, kodun sembolleri veya alfabesinden kaynaklanan bir özellik değildir. Genetik koddaki mesaj veya anlam madde-dışıdır ve fiziksel veya kimyasal özelliklere indirgenemez; materyalizm genetik koddaki anlamı açıklamaz. Dean L. Overman, A Case Against Accident and Self-Organization, Rowman & Littlefield Publishers, 1997, s. 37
Profesör Phillip Johnson ise konu ile ilgili şunları dile getirmektedir:
Öncelikle, hayat yalnızca maddeden oluşmaz, ancak madde ve bilgiden oluşur. İkinci olarak, bilgi maddeye indirgenemez, fakat maddenin tamamıyla farklı bir türüdür. Bu yüzden bir hayat teorisi yalnızca maddenin kökenini değil, aynı zamanda bilginin bağımsız kökenini de açıklayabilmelidir. Üçüncü olarak, bir kitap ya da biyolojik bir hücrenin içerisinde bulunan belirtilmiş bilgi türü, tesadüfle ya da fiziksel ve kimyasal yasaların yönlendirmesiyle üretilemez. . Phillip E. Johnson, Defeating Darwinism by Opening Minds, InterVarsity Press, Illionis, 1997, s. 75
Bilgi teorisyeni Prof. Werner Gitt de, In The Beginning Was Information (Başlangıçta Bilgi Vardı) adlı kitabında, canlılığın sadece madde ile açıklanamayacağını şöyle ifade etmektedir:
Madde ve enerji yaşamın başlıca gereklilikleridir, fakat bunlar canlı ve cansız sistemlerin ayırt edilmesi için kullanılamazlar. Tüm canlı varlıkların ortak özelliği içerdikleri "bilgi"dir ve bu bilgi tüm yaşam süreçleri ile bağlantılı üretimleri düzenler. Bilginin aktarılması ise tüm yaşayan canlılarda önemli bir rol oynar. Örneğin bir böcek bir çiçekten diğerine polen taşırken, bu öncelikle bir bilgi taşınması işlemidir (genetik bilgi aktarılır); buna dahil olan gerçek materyal ise önemli değildir. Bilgi yaşam için gerekli olmasına rağmen, bilgi tek başına yaşamın tamamını tarif etmek için yeterli değildir. Werner Gitt, In the Beginning was Information, 3. baskı, Almanya, 2001, s. 88
Genetik kodun "madde-dışı" bilgi içermesi, genetik kodla ilgili hayali evrim senaryolarının daha en baştan geçersiz olduğunu gösterir. Çünkü bu senaryolar en baştan, maddenin kendi kendini organize ederek, genetik bilgiyi ve kodu meydana getirdiği ön kabulüne dayanır. Ancak maddenin, kendi kendine kod üretmesi mümkün olmadığından dolayı, genetik kodla ilgili tüm materyalist açıklamalar da anlamsızdır.
Ayrıca DNA'daki genetik harflerin dizilimi, yaşam için hayati önemdedir. Tek başına bir anlam taşımayan nükleotidler, özel bir dizilimle dizilerek, anlamlı bilgiler taşıyan genleri meydana getirirler. DNA, içerdiği bu anlamlı bilgiyle, doğada görülen diğer yapılardan belirgin şekilde ayrılır. Profesör Phillip Johnson DNA'nın bu özelliğinden şöyle bahsetmektedir:
... Nasıl ki bir bilgisayar programı ya da bir kitap için önemli olan, bilginin kaydedildiği fiziksel ortam değil de, bizzat bilginin kendisidir; DNA ile ilgili önemli olan nokta da, yazılımındaki kimyasal maddeler değil, bilgidir. Bu devasa büyüklükteki kompleks bilgi mevcut olana dek, metabolizma çalışamaz ve çoğalma başlayamaz. Phillip E. Johnson, Evrim Duruşması, Gelenek Yayıncılık, İstanbul, Aralık 2003, çev: Orhan Düz, ss. 33-34
Johnson'nun yukarıdaki sözlerinde ifade ettiği gibi, kimyasal maddelerin rastgele yan yana gelmesi, canlıların yaşaması ve çoğalması için gerekli şartları oluşturmaz. Kimyasal maddeler, ancak DNA'daki gibi çok kapsamlı ve anlamlı bir bilgiyi oluşturacak şekilde yan yana getirilmelidir. Böylesine büyük bir iradeyi atomlarda, moleküllerde aramak mümkün değildir. Bu bilginin kaynağı, herşeyin bilgisine sahip olan, yerde ve gökte olan herşeyi yaratan Yüce Allah'tır. Ünlü teorik fizikçi Paul Davies, genetik bilginin anlam bakımından değerini şöyle anlatmaktadır:
... biyolojik bilginin ayırt edici bir özelliği, anlamla dolu olmasıdır. DNA işlevsel bir organizma inşa etmek için gerekli bilgileri depolar; önceden belirlenmiş, özel bir ürün için bir algoritma (izlenen yol) veya karbon kopyadır (tıpkısının aynısıdır)... genler kesinlikle bir şey kodlar ve sembolize eder. Burada gerçek gizem olan şey, bilginin sadece varoluşu değil, kalitesidir aslında. Paul Davies, The Fifth Miracle: The Search for the Origin and Meaning of Life, Simon & Schuster, 1999, s. 60
Paul Davies'in genetik bilginin kökenini "gizem" olarak ifade etmesinin sebebi, DNA'daki bilgiye materyalist bir açıklama getirilememesidir. Ancak materyalizm, bugün yaratılış gerçeği karşısında, bir kez daha yıkılmıştır. 20. yüzyılın önemli bilim filozoflarından kimyager Michael Polanyi ise, DNA'daki bilgi aktarımının da maddesel bir açıklaması olamayacağını ifade etmektedir:
Bir DNA molekülü, gelişmekte olan bir hücreye bilgi nakleder. Benzer şekilde, bir kitap da bilgi nakleder. Ancak bilginin nakli, kimyasal veya fiziksel ilkelere göre açıklanamaz. Diğer bir deyişle, kitabın işleyişi kimyasal terimlere indirgenemez. DNA, genetik bilginin nakliyle işlediği için, DNA'nın işlevi de kimya kanunlarıyla açıklanamaz. Michael Polanyi, "Life Transcending Physics and Chemistry", Chemical & Engineering News, cilt 45, no. 35, 21 Ağustos 1967, s. 56
Teorik fizikçi profesör Jacob D. Bekenstein, Scientific American dergisinde yayınlanan "Holografik Evrendeki Bilgi" adlı makalesinde bilginin önemini şu sözlerle dile getirmektedir:
Fiziksel dünyanın nelerden meydana geldiğini herhangi bir kişiye sorarsanız, size muhtemelen "madde ve enerji" denecektir. Ancak eğer mühendislikten, biyolojiden ve fizikten bir şey öğrendiysek, bilgi çok önemli bir unsurdur. Otomobil fabrikasındaki robot, metal ve plastikten oluşur; fakat hangi parçayı neye kaynak yapacağını vs. söyleyen, çok sayıda talimat olmadan, faydalı bir şey yapamaz.
Vücudunuzdaki hücre içinde, bir ribozom, amino asit yapı taşlarından oluşur ve ATP'nin ADP'ye dönüşümünden ortaya çıkan enerjiden güç bulur. Fakat hücre çekirdeğindeki DNA'dan alınan bilgi olmadan protein sentezleyemez. Aynı şekilde, fizikte bir yüzyıllık gelişmeler, bize bilginin fiziksel sistemlerde ve süreçlerde çok önemli bir unsur olduğunu öğretmiştir.
Evrimcilerin yazılarına baktığımızda, kimi zaman evrim teorisinin, canlılardaki bilgi karşısında açmazda olduğunu, itiraf ettiklerini görürüz. Bu konudaki açık sözlü otoritelerden biri, Fransız zoolog Pierre-P. Grassé'dir. Grassé materyalist ve evrimci olmasına rağmen, Darwinist teoriyi geçersiz kılan en önemli gerçeğin, hayatı oluşturan bilgi olduğunu kabul etmektedir:
Herhangi bir canlı organizma, inanılmaz derecede büyük bir "akıl" içerir. Bu, insanların en büyük mimari eserleri olan katedralleri inşa etmek için kullandıklarından, çok daha büyük bir akıldır. Bugün bu akla "bilgi" (enformasyon) diyoruz, ama anlam hala aynıdır. Bu bilgi bir bilgisayarda programlanmamıştır, ama bilgisayardakinden çok daha dar bir yere, DNA'daki kromozomlara ya da her hücredeki farklı organellere sıkıştırılmıştır. Bu "akıl", hayatın "olmazsa olmaz" şartıdır. Peki ama bunun kaynağı nedir?... Bu hem biyologları hem de filozofları ilgilendiren bir sorudur ve bilim bunu asla çözemeyecek gibi durmaktadır. Pierre P. Grassé, The Evolution of Living Organisms, 1977, s. 2
Pierre-P. Grassé'nin, "bilimin bu soruyu asla çözemeyecek gibi durduğunu" söylemesinin nedeni, materyalist olmayan hiçbir açıklamayı "bilimsel" saymak istemeyişidir. Oysa bizzat bilimin kendisi, materyalist felsefenin varsayımlarını geçersiz kılmakta ve bir Yaratıcı'nın varlığını ispatlamaktadır.
Grassé ya da diğer materyalist bilim adamları, bu gerçek karşısında ya gözlerini kaparlar ya da "bilim bunu açıklayamıyor" derler. Çünkü "önce materyalist, sonra bilim adamı"dırlar ve bilim aksini ispat etse de, materyalizme inanmaya devam etmektedirler.
Göklerin ve yerin yaratılması ile onlarda her canlıdan türetip-yayması O’nun ayetlerindendir…
(Şura Suresi, 29)
DNA ile ilgili bu çarpıcı gerçek - genetik bilginin, madde ve enerjiyle ya da doğa kanunları ile kesinlikle açıklanamaz oluşu- evrim teorisinin önünde, yıkılmaz bir duvar olarak durmaya devam edecektir. Alman Federal Fizik ve Teknoloji Enstitüsü'nün yöneticisi Prof. Dr. Werner Gitt, bu konuda şunları söyler:
... Bilgi, herşeyin esasında bulunan bir kavram olduğu için, maddenin özelliği olamaz, bu nedenle kökeni de maddesel bir süreçle açıklanamaz... Bilginin esas niceliği, maddesel olmayan (zihinsel) bir mevcudiyettir. Maddenin bir özelliği değildir, bu nedenle salt maddesel süreçler temelde bilginin kaynağı olarak kabul edilmezler... Maddenin bilgi ortaya çıkarabilmesini sağlayacak hiçbir bilinen doğa kanunu, fiziksel süreç ya da maddesel olay yoktur... Werner Gitt, In the Beginning was Information, 3. baskı, Almanya, 2001, ss. 47, 107
Werner Gitt bir diğer sözünde ise, bilginin ancak yaratılarak var olabileceğini ifade etmektedir:
Biyolojik bilgi... çok yüksek saklama yoğunluğu olduğu için, diğer sistemlerden farklıdır ve bu nedenle inanılmaz derecede usta kavramlar içerir... Yaşayan organizmalarda mevcut bilginin, akıllı bir kaynağa ihtiyaç duyduğu açıktır. İnsan bu kaynak olamaz ve bundan dolayı tek ihtimal, bunların bir Yaratıcısı olduğudur. Werner Gitt, In the Beginning was Information, 3. baskı, Almanya, 2001, s. 97.
Werner Gitt'in sözleri, aynı zamanda, son 20-30 yıl içinde gelişen ve termodinamiğin bir parçası olarak kabul edilen "Bilgi Teorisi"nin vardığı sonuçlardır. Bilgi teorisi, evrendeki bilginin yapısını ve kökenini araştırır. Bilgi teorisyenlerinin uzun araştırmaları sayesinde varılan sonuç ise şudur: "Bilgi, maddeden ayrı bir şeydir. Maddeye asla indirgenemez. Bilginin ve maddenin kaynağı ayrı ayrı araştırılmalıdır."
DNA'daki bilginin kaynağı ise materyalistler için asla aşılamaz bir çıkmazdır. DNA molekülünde kodlanmış bilginin kökeninin, herhangi bir doğal mekanizma ile açıklanması mümkün değildir. Tüm gözlem, deney ve deneyimler, bilginin ancak bilinçli bir varlıktan geldiğini göstermektedir. DNA'daki bilgi ise, tüm canlılığı yaratan Yüce Allah'ın eseridir. Kuran'da Rabbimiz'in yaratma sanatı ve sonsuz kudreti şu şekilde açıklanır:
İşte Rabbiniz olan Allah budur. O'ndan başka ilah yoktur. Herşeyin Yaratıcısıdır, öyleyse O'na kulluk edin. O, herşeyin üstünde bir vekildir. Gözler O'nu idrak edemez; O ise bütün gözleri idrak eder. O, latif olandır, haberdar olandır. (Enam Suresi, 102-103)